

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROĞRAMI ( 2006/YENİ )
Geleneksel program çerçevesinde yer alan kalıpçı yaklaşımdan sıyrılarak çocuklara bilgi yüklemek değil, demokratik, bilgiyi keşfeden, araştırmacı, yaratıcı, öz disiplin ve benlik saygısı gelişmiş, toplumda kendinin bir birey olduğunun farkında, problem çözücü, paylaşımcı, kendini iyi ifade edebilen, bireyler yetiştirebilmek için çocukların aktif katılımının sağlanacağı ve öğretmenin gizli planlayıcı ve yönlendirici olacağı uygun ortamlar hazırlamaktır. Bu programın başarılı olabilmesi için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.
Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 36-72 aylar arasındaki normal gelişim gösteren çocukların bilişsel, dil, psikomotor, sosyal-duygusal gelişimlerinin desteklenmesi ve özbakım becerilerinin kazandırılmasını esas almaktadır. Yaratıcılık, tüm gelişim alanları ile ilişkili olduğundan ayrıca ele alınmamış, ancak plânlanan tüm etkinliklerde yer alması gerektiği öngörülmüştür.
Bu program, 1994 yılından bu yana uygulanmakta olan okul öncesi eğitim programı hakkında uzmanlardan, uygulamacılardan gelen geri bildirimlerin ışığında gerekli düzeltmeler yapılarak, çağdaş program geliştirme, gelişim ve öğrenme kuramları ışığında ve toplumun değişen gereksinimleri göz önünde bulundurularak düzenlenmiştir.
Program geliştirilirken okul öncesi eğitime ilişkin değişik program yaklaşımları incelenmiş, bu yaklaşımlardaki öğrenme-öğretme ortam ve süreçlerindeki yenilikler benimsenmiştir.
PROGRAMIN ÖZELLİKLERİ
1. Program, gelişimsel gereksinimleri karşılayıp gelişim alanlarının birbiri ile dinamik etkileşimini destekleyerek çocuğun bütün gelişim alanlarındaki davranışlarını daha üst düzeye çıkarmayı hedeflemektedir
2. Programda psikomotor, bilişsel, dil, sosyal ve duygusal gelişim alanlarına ilişkin hedeflere ayrı başlıklar altında yer verilmiştir. Ancak özbakıma yönelik davranışlar bir gelişim alanı olmamakla birlikte bu dönemdeki çocukların mutlaka kazanması gereken temel becerileri kapsadığından ayrı bir başlık altında (özbakım becerileri) yer almıştır.
3. Program, çocukların kendi ilgi alanlarının farkına varmasına, beceriler geliştirmesine, ayrıca ilgi ve motivasyonları birbirinden farklı olan çocukların bireysel özelliklerinin göz önüne alınmasına da olanak sağlamaktadır.
4. Program, özel eğitime gereksinim duyan çocuklar için de öğretmen tarafından gerekli düzenlemeler yapılarak kullanılmaktadır.
5. Öğretmen, eğitimi plânlarken ve uygularken bu programda yer alan hedeflerden uygun olanlarını seçer ya da çocuğun gelişim gereksinimlerine göre ek hedefler oluşturulur.
6. Programda verilen örnek “Eğitim Durumları” birkaç etkinliğin birleşmesinden oluşmaktadır. Öğretmen, programını hazırlarken birden fazla etkinliği bir araya getirerek, seçtiği hedeflerin ışığında kendi içinde bütünlüğü olan “Eğitim Durumları” hazırlamakdır.
7. Etkinlikler, çocuğa yalnızca bilgi kazandırmamakta, onu araştırmaya, incelemeye, denemeye yönlendiren özelliklere sahip olmaktadır. Etkinlikler uygulanırken öğretmen, çocukta ilgi ve merak uyandırarak, sezdirerek öğrenmeyi ön plâna çıkarmaktadır.
8. Hedeflerin ve kazanılması beklenen davranışların geliştirilmesinde, hiçbir zaman konu merkezli öğretim benimsenmemektedir.
9. Her hedefin kısa sürede ve bir hedefin her çocuk tarafından aynı sürede kazanılamayacağı dikkate alınarak hedefler yıl içerisinde tekrarlanmaktadır.
10. Öğretmen, eğitim süresi içinde hedef ve davranışların kazanılıp kazanılmadığını sürekli gözlemlemekdir.
11. Öğretmen, her çocuk için gözlediği davranışlar hakkında özel notlar tutmakla, daha sonra bu notları “Davranış Değerlendirme Formları” na kaydetmekte, böylece çocukların gelişim özellikleri de izlenmiş ve değerlendirilmiş olmaktadır.
Çocukların
büyümesinde, gelişmesinde ve eğitilmesinde en büyük sorumluluğu aileler
üstlenir. Bu sorumluluğu belli dönemlerde bazı kişi ve kurumlar ile
paylaşırlar. Çocuklarını okula gönderdiklerinde, bu sorumluluğu eğitim
kurumları ile paylaşırlar.
Çocuklara sunulan öğrenme ortamları ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun aileler tarafından desteklenmediği sürece istenildiği ölçüde etkili olmamaktadır. Aile ve okul, çocuğu aynı doğrultuda ve aynı zamanda desteklediklerinde gelişimleri çok daha sağlıklı olur.
Aile katılımı; anne-babaların eğitim kurumuna devam eden çocuklarının gelişimlerine ve eğitimlerine katkıda bulunmaları için organize edilmiş etkinliklerin bütünüdür. Bu etkinliklerin tümü, velinin çocuğunun eğitimi ve gelişimindeki rolüne destek olmayı amaçlar. Okulda verilen eğitimin evde, evde verilen eğitimin okulda desteklenmesi, bir devamlılığın söz konusu olması ve bu sayede hem okulda hem de evde çocuğun istendik davranış değişikliklerine güvenli ve kontrollü bir biçimde ulaşması ana amaçtır.
Eğitimde bütünlüğü ve devamlılığı sağlamak aile katılımı ile mümkün olacaktır. Aile katılımını destekleyen programlarda yetişen çocukların gelişimindeki olumlu etkilerin, kalıcı olduğu araştırmalar tarafından ortaya koyulmuştur.
Günümüzde erken çocukluk yıllarının önemi bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır
Özellikle ilk beş yaşta,beyin ve sinir sisteminin hızlı gelişimine paralel olarak çocuğun
öğrenme kapasitesi hızla artmakta ve yeterli zihinsel gelişme için çevreden gelen
uyaranlar önem kazanmaktadır. Aynı zamanda,gelişimin farklı boyutları birbirini
pekiştirip,desteklemektedir. Örneğin, özbenlik kavramı ve kendine güveni yeterince
gelişmemiş bir çocuk,zihinsel kapasitesini davranışlarında yeterince
gösteremeyebilmekte ve başarı düzeyi bundan olumsuz olarak etkilenebilmektedir.
Böyle bir güvensizlik duygusu,çocuğun çevresindeki kişilerin (özellikle anne baba gibi
onun için önemli olan kişilerin) çocuğa yaklaşımından da kaynaklanabilmektedir. Başka
bir deyişle,çevresi tarafından sosyal-duygusal gelişimi desteklenmeyen çocukların
başarı düzeyi düşük olabilmektedir.
Anne babaların eğitim programlarına katılımları ile çocukların zeka düzeyinin
(IQ) kısa dönemde arttığı gözlenmiştir. Bunun yanı sıra,çocukların benlik saygısı,
öğrenmeye güdülenme ve dil becerileri de gelişmektedir. Ailelerin çeşitli etkinliklere katılması, çocukların sınıf ortamında kendilerini daha güvenli ve desteklenmiş
hissetmelerine neden olmaktadır. Aile katılımının sağlanması,çocukların okul hakkında pozitif duygular hissetmelerini ve okulu güvenli bir yer olarak algılamalarını sağlamaktır. Ailelerde aile katılımı çalışmaları sonucunda,çocuklarına çok daha olumlu gözlerle bakmakta ve aile olarak görevlerini yerine getirme konusunda daha istekli olmaktadırlar. Çocukları ile iletişimleri gelişmektedir. Aileler okul hakkında olumlu deneyimler kazanmakta;okulu çocuğun gelişimi ve eğitimi ile ilgili gereksinim duyduğu pek çok bilgi ve beceriyi edinebileceği bir yer olarak görmeye başlamaktadır.
Çocuk Gelişimi Açısında Aile Katılımının Önemi
*Çocuğu mutlu ve başarılı bir kişi olarak hayata hazırlar,
*Okul ile ev arasında, çocuğa gösterilebilecek farklı eğitim tutumlarını ortadan kaldırır,
*Evin devamı olan güvenli bir ortamda daha iyi bir öğrenme fırsatı yaratır.
Aile Açısından Aile Katılımının Önemi
*Çocuklarının eğitimlerinde kendi rollerinin öneminin farkına varabilme
*Çocuğunun gelişimine çok yönlü olarak katkıda bulunabilme ve bu konuda kendine güven duyabilme
*Kendi ilgi, yetenek ve becerilerinin farkına varabilme
*Çocuklara duydukları saygının artması, onları birey olarak görebilme
*Çocukla sağlıklı iletişim kurabilme
*Zaman ayıramamaktan dolayı duydukları suçluluk duygusunu yok edebilme
*Yeni beceriler kazandırabilme
![]()